Hera Büyüktaşçıyan
The Invisibles – Box, 2013, Ahşap, video, 150 x 45 x 23 cm
‘‘Kötülüğü görme, Kötülüğü duyma, Kötülüğü söyleme.’’
Sessizlik komplosu, çoğu zaman kötülüğü görmeyen, duymayan ve söylemeyen üç maymun figürüyle temsil edilir. Bu geleneksel Japon maymun üçlüsünün iyi bilinen imgesi; körlük, sağırlık ve dilsizlik arasındaki simgesel ilişkileri kusursuz biçimde somutlaştırır. Bu figürlerin daima birlikte sunulması; aileleri, kurumları ve her türden topluluğu, sessizlik komplolarının sorgulanabileceği doğal bağlamlar olarak işaret ediyor gibidir. Sessizlik, hem bireysel hem de toplumsal çabalarla oluşturulan inkârın kamusal biçimidir. Özünde, bazı şeyleri birlikte görmezden gelmeye yönelik ortak bir çabaya tanıklık etmektir. İnkârı çoğu zaman körlükle ilişkilendiririz; bu da gözden uzak olanın zihinden de uzak tutulması hâline işaret eder. Belirli bilgilerin ya da olumsuzlukların bilincimize ulaşmasını engellemek istercesine kulaklarımızı kapatmamız veya bir şeye “kulaklarımızı tıkamamız” da benzer bir durumu ifade eder. Söylemememiz gereken bir şeyi söyledikten sonra ağzımızı kapatma ya da dilimizi ısırma ritüeli ise farkında olduğumuz hâlde sessiz kalmanın daha doğru olduğunu düşündüğümüz bir şeyi kabul etmemenin en basit yoluna işaret eder.
Öte yandan sessizlik, bir inkâr biçimi olarak acıdan ve nihayetinde kedere yol açacak her türlü olumsuzluktan kaçınmaya yardımcı olur. Bu anlamda sessiz kalma ihtiyacının ardında iyi niyet bulunur; ancak bu iyi niyet tarih boyunca gündelik yaşamda olduğu kadar siyasi, dinî, toplumsal ve kültürel düzlemlerde de kötüye kullanılmıştır. Her bireyi sessizliğin kabuğuna çekilmeye iten, kötü güçlerin veya koşulların yıkıcı etkisidir. Bu durum çoğu zaman, olumsuz ya da sıkıntı verici hiçbir tehdidin bilincine hiçbir şekilde girmesine izin vermek istemeyen bir içe kapanmaya yol açar. Tarihten günümüze insanlar, kendi varlıklarına da farklı biçimlerde zarar verebilecek pek çok gerçekliği veya rahatsız edici hakikati inkâr etmeye zorlanmıştır. Bu durum, insanların birbirlerinin varlığının bütünüyle farkında olmalarına rağmen ötekinin mevcudiyetini inkâr etmelerine de yol açabilir; bu da sessizlik komplolarının ortak kültürel temsillerinden biridir.
Bu noktada “The Invisibles”, iyi niyetini kirleten şeyleri görmeyi, duymayı veya dile getirmeyi inkâr etmeye zorlanan yüce benliğin ya da yüce varlığın sessiz tanıklığı kavramını betimler. Her ne kadar kabul edilemez olan…


